28 Ekim 2012 Pazar
Bayram Giderken..
Bayram bitti belki, ama içimizdeki çocuksu bayram neşesi hiç bitmesin olur mu?..
Günlerimiz, soğuk hava akımına kapılmış insanların buzdan kalplerine inat, hep bayram sıcaklığında kalp atışlarıyla ısınsın..
Rengarenk bayram şekerleriyle renklenen dünyamız, gök kuşağı misali hep capcanlı, ama hiç bitmeyen, upuzun süren, rengarenk sevgi kuşağına dönüşsün..
Allah için kesilen kurbanlar, Rabbimizle kurb anımız olsun.. O'na olan yakınlığımızın daha da artmasına vesile olsun inşaallah..
Düşünelim!.. kavurmalarla, pirzolarla tıklım tıkış doldurduğumuz midelerimizle düşünelim.. hakkıyla bu ibadeti yerine getirdik mi?..
Biz de İbrahimi bir tevekkülle; oğlu İsmail'i hiç düşünmeden, sırf inandığı için, Rabbi için kurban edecek olan Hz. İbrahim gibi, sevdiklerimizi bıçak altına yatırabildik mi?..
İsmaili bir tevekkülle; sırf inandığı için, Rabbi için kesilmeye razı olan Hz. İsmail gibi, boynumuzu bıçak altına dayayabildik mi?..
Kesilmeyi bekleyen her hayvan "Allahu Ekber, Allahu Ekber" nidalarını işitince Hz. İsmail gibi yatıyor bıçağın altına, inanın buna!.. Kesilen koyunu, ineği, et olarak görmeyin, hayvan gözüyle de bakmayın..
Gözünü bağlayıp, dualar eşliğinde, bıçağı dayadığımız o hayvanın yerine sevdiklerimizi koyarak tahayyül edelim.. Sırf Allah istedi diye, annemizin, babamızın,evladımızın, sevdiğimizin boğazına bıçak dayayabilir miydik?.. Hayal edin, gerçekten Allah için yapabilir miydik?..
Bizler, birer Hz. İbrahim, Hz. İsmail olabildik mi bu bayram?..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder