31 Temmuz 2016 Pazar

PARALELCİNİN GAZABI BANADA DOKUNMUŞTU

Gezi Parkı olaylarıyla birlikte 2013 de 17-21 Aralık operasyonları sonrası okuduğum Haliç Üniversitesi’nde de durumlar değişmişti.
Yeminleşmiş gibi birkaç hoca derste anlatmaları gerekeni es geçip sürekli siyaset konuşuyor ve kendi düşüncelerinin propagandasını yapıyorlardı. Akpartiye çakma sevdasında olanların safı en başından beri belliydi. Onlara tabiî ki karşı çıkmaya çalışıyorduk birkaç azınlık olarak.
Ama bir de öyle birisi vardı ki Akpartili belediyelerden paraları götürmüş, sürekli belediyelerle yaptığı işleri derslerde anlatan, aldığı milyarlarca parayı dile getiren bir hoca. Derslerden birinde projeksiyondan açıp aldığı süper lüks evin fotoğraflarını bizlerle paylaşmış biz ağzımız açık seyretmiştik.. "para kazanmak çok kolay" diyordu sürekli bize, meğer aslında paralel devlet yapılanmasının kaymağını yemiş yıllarca şimdi taşlar oturuyor. Bu kişi "Osman Özsoy" du.
Türkiye de yaşanan siyasi buhran ne yazık ki okulda da varlığını hissettirmekteydi o yıllarda. Artık duyduklarımız maruz kaldıklarımız dayanılmaz boyutlara ulaşınca ben ve bir arkadaşım bu durumu okul idaresine sosyal medya üzerinden bildirmiştik.
“herkesin laf çakma yarışında olduğunu, dersin içeriğiyle ilgili olsun olmasın kişisel siyasi fikirlerini dile getirdiklerini, yorumlar yaptıklarını... Aykırı bir şey dediğimizde sempatizan olduğumuz için gerçekleri göremediğimiz ve aslında onların anlattığının doğru olduğu şeklinde karşılık alıyorduk çoğunlukla. “
Bu serzenişlerimizden dolayı Ülkü Odabaşı ve ben dekan Yaşar oNAY hoca tarafından odasına çağırıldık. Oda da Osman Özsoy da bulunmaktaydı. “Twitterdan hocaların derslerde yaptıkları propagandalarıyla ilgili serzenişte bulunmanın yanlış olduğu ve yazmamamız gerektiği yönünde uyarıldık. “
Dekan Yaşar hoca; “ kimse siyasi propoganda yapmamalı” diyerek girdi cümleye. Odada bulunan Osman hoca “bu benim işim siyaset derslerine giriyorum” dedi.
Peki hocam “Ak partiyi inşaallah bu seçimde boşayacağız” diyerek kişisel görüşünüzü dile getirdiniz, öğrencileri yönlendirmeye çalışıyorsunuz” dedim. Çok fazla sesini çıkarmadı. “Sizin için döndü söylentileri var öğrenciler arasında; ‘zamanında Erdoğan ekonomiyi düzeltti, mükemmel bir lider, ülke refaha kavuştu’ diyordunuz, şimdi tam tersi şeyler söylüyorsunuz diyorlar" dedim. “Desinler” dedi.
Okulun her tarafında yöneticilerimize ulaşabileceğimiz sorunlarımızı, dertlerimizi paylaşabileceğimiz yönünde twitter ve mail adresleri yazılıydı.
genelde yüksek kademede görev alan insanlara ulaşmak zordu ve biz ulaşabiliyorduk. derdimizi anlatıyorduk dinleyen ve çözüm bulmak için çalışan bir yönetim vardı. Bu durum öğrencilerin çok hoşuna gitmişti fakat nedense hocaları rahatsız etmişti.
Derslerde parasal konularla ilgili örnekler verirken ”başbakanın çaldıklarından daha fazla demek, onu hırsızlıkla suçlamak”, sürekli Mustafa Sarıgül’ün danışmanlığını yaptığından bahsedip bütün ders onun propagandasını yapmak neydi?
Okul yönetimine atılan bir twitte M. A. adlı bir hocanın sürekli siyaset konuştuğu Ak partiyi hedef aldığı bir arkadaşımız Ülkü Odabaşı tarafından dile getirilmişti. Bende bu arkadaşa yakın olduğum için bölüm başkanı olan Osman Özsoy görev aşkıyla M.A. hakkında soruşturma açmaya kalkışmıştı.
Osman hoca büyük bir iş sorumluluğuyla benim kişisel twitter adresime girip sayfanın çıktısını çıkarıyor, neymiş M.A. adlı hoca hakkında soruşturma başlatmış ve benim twitlerimden de bir şeyler bulmaya çalışıyormuş. daha sonra beni, sayfadaki başka twitlerimden dolayı suçlamaya, yargılamaya kalktı.
Berkin Elvanın gezi parkı eylemleriyle birlikte ölümünün ardından ortaya çıkan kaotik olaylar olmuştu. 2014'te Cem Boyner'in gezi ruhunu yeniden canlandırmaya, vatanı bölmeye yönelik olarak provokatif sözlerini boykot etmek amaçlı trend topic de yer alan bir hashtag kullandım.
12 mart 2014 te attığım twitte ‪#‎ProvakatorCemBoyner‬ mağazalarından alışveriş yapıp onları parasal anlamda büyütüp, biz küçülmeyelim dedim.
"Vay efendim sen bunu nasıl yazarsın! Bunun Erdoğan'ın yaptığından ne farkı var. bunlar başbakanın sözü."
2014 te mitinglerde Başbakan bu konuya da değindi ve "Boyner mağazalarından alışveriş yapmayın" demişti. onunla ilişkilendirmiş.
Bana kin ve nefret dolu sözlerle ve ses tonuyla Profesör statüsündeki kişi "sana aslaaaaaa referans olmam, aslaaaaa seni işe almam sen bunları nasıl yazarsın. Ben derslerde ne yazdığınıza dikkat edin demiyorum mu" dedi.
Ben ne ahlaksız bir profile sahibtim, ne de kimseye hakaret, küfür içerikli bir cümle kullanmıştım, ne de laylaylom bir insandım. Onun profillerde ve derste yazılmaması konusunda "eleştirdiği" buydu oysa. Aklı başında inancı, düşünceleri için yaşayan bir insanım VE HEP ÖYLE KALACAĞIM.
Benim için sahip olduğum inancımın önemli olduğunu söylediysem de Erdoğan'a olan "hıncını" benden çıkarmak istercesine; sürekli "sana asla referans olmıcam" deyip durmuştu. Benim "referans gibi bir talebim olmadığını, Boyner’e iş başvurusu için gitmeyeceğimi, başörtümle zaten beni işe almayacağını, çizgimin belli olduğunu, öyle yerlere başvurmayacağımı" söyledim.
Sayın Özsoy, "dini çizgide bir işverende olsam seni asla işe almam" dede durdu sürekli.
"Böyle katı cümleler kuramazsınız, hayatımda böyle cümlelere muhatap olmadım ben, buraya bir umutla geldim yıkmaya hakkınız yok " dedim büyük bir şokla.
-Yanlış bir şey yazmamıştım, öyle bir algı yaratıp psikolojik baskı uygulamaya çalıştı üzerimde. -
Ne yazdığımız madem bu kadar önemli "siz niye cemaatin bütün hashtaglerini kullanıyorsunuz, istediğiniz gibi yazabiliyorsunuz" dedim. "Onlarda düşünce sonuçta ne farkı var, ben içerik olarak twitimde kimseye hakaret de etmediğim halde" dedim.
"Sen neymişsin Canan, ben profesörüm unumu serdim tasımı astım, ben yazabilirım, belli bir yaşa gelmişim" dedi.
Öğrenci yazdıklarından dolayı asla işe alınmamalı ama bir sürü öğrenci takipçisi olan profesör istediği gibi twit atma özgürlüğüne sahip, o zaman proflarda işten atılsın?.. Osman hocanın mantığı buna çıkıyordu. Yenişafağın çizgisine ters düştüğü için işten atılmasını eleştirebiliyordu her ortamda.
"Sen öğrencisin işe gireceksin ama aslaaaaa seni işe almam" diyordu.
Ben bu insanın düşmanı değildim, bir öğrencisiydim. Beni üzmesi kırması üzerime gelmesi insanlığa sığar mıydı?
"Bende insanım düşüncelerim için yaşarım, açlıktan ölsem de düşüncemden dolayı beni yargılayacak bir kuruma gidip de işe başvurmam, tarzım belli" dedim.
-ama iletişim derslerine giren bu hoca benim sözlerime kulaklarını tıkamış tamamen iletişime kapalı, beni üzme derdindeydi...- ses tonunu bir duymalıydınız "açlıktan ölsen de gebersen de aslaaaaa işe almam"!!
Çok geçmeden bu hoca okuldan kovuldu.
Ve show yapmaya her zaman meraklı olduğu için kameraları toplayıp okula geldi. Bir avuç ne yaptığını bilmeyen öğrencide bu adamı desteklediler. İki üç laf edip sokakta ders adı altında kendini kameralara pazarladı. Ve hazır kameralarda varken o sırada kapının önünde bulunan bana doğru seslenerek "beni sen mi şikayet ettin dedi?"Bakışlar bana doğru çevrildi neye uğradığımı şaşırdım. "Hayır" dedim. "Hım" dedi ve showuna devam etti..
böyle bir suçlamayla karşı karşıya kalınca bu hocaya bir mail attım.. aslında okuldan atılma nedeni bambaşka nedenlerdi.. ava giderken avlandı. Sevmediği bir hocayı attırmaktı amacı M.A. siyaset konuşuyor diye ama hesapları tutmadı.Çünkü kendisi yapıyordu.
Mailim şöyleydi.
………………
Bugün bana beni sen mi şikayet ettin dediniz ya ben ne böyle bir yetkiye ne de böyle bir güce sahibim.. hiçbir yazılı dilekçede bulunmadım, ne sizinle ilgili ne de bir başkasıyla.. benim sizinle tek bir sorunum oldu ondada üslubunuz tamamen yıkıcıydı, kalp kırıcıydı.. söyleyemediğim şey yok yüzünüze de söyledim arkadan iş çevirecek biri değilim.. neden bugun bana beni sen mi şikayet ettin dediniz hala anlamış değilim.. bence bunu başka nedenlerde arayın.. cinsel konular flnda var dediler işe son verilme nedenleriniz için arkadaşlar, sizin haberiniz yok belki fakat bu genel olarak herkesin konuştuğu bir konu sizinle ilgili olarak.. bugün o sokakta dersinize katılanlar arasında bile vardır bunu konuşanlar..
(bu konuyla ilgili bir dava açıldı. Yine okulda en yakın arkadaşıma bir derste sana bir tecavüz sahnesi ayarlayayım mı demiş ve bunu derste birkaç öğrenciye de tekrarlamıştı. Bundan hariç yine başka kız öğrencileri tacizkar söylemlerde bulunmuştur ve okuldan atılmasının en önemli nedeni de budur. Öğrencilerin velileri ya hocayı atarsınız ya da gelir okulu başınıza yıkarız deyince birde bu durumlar sürekli tekrarlanınca. Haliçden önce Fatih üniden de atılma nedeni yine taciz deniyordu)
twitter iletim #provakatorcemboyner hashtaginden dolayı beni yargılamanız sizinde şu anki konumunuzda düşüncelerin insanlar için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.. benim için inancım, düşüncelerim ve vatanımın birliği, selameti her şeyden önemlidir.. birileri yakıp yıkacak, cem boyner gibileride bunlara sahip çıkıcak, ve bu millet onun mağazalarından alışveriş yapıp provokatörlerin parasına para katacak.. bu asla kabul edilemez boykot benim en doğal hakkımdı başbakanda destekliyordu.. sizin tabirinizle defalarca söylediğiniz açlıktan ölsemde gebersemde aslaaaa bana referans olmasanız da inancımdan taviz vermem, ben bir müslümanım çizgim belli, ötesi yok.. yarın Rabbimin huzuruna gönül rahatlığıyla çıkmak benim için sizin referansınızdan, cem boynerin işe alımından daha önemli.. ayrıca benim sizden böyle bir talebimde olmamıştı.. ve sizin bunu anlayamamanızı anlayamamıştım. Bana boynerde bir tane başörtülü çalışan gösterin ben göremedim.
Bir profösör değilim ama insanım.. düşüncelerimle varım.. yenişafağın çizgisini bildiğiniz halde kendi görüşlerinizi yazmanız ve neticesinde profesör de olsanız, ununuzu da eleseniz yazılarınıza son verilmesini her ortamda eleştirebiliyordunuz.. bu durum sizinde düşüncelerinize dikkat etmeniz gerektiğini gösteriyordu ve bu anlamda bana söylemeye çalıştıklarınızla da çelişiyordunuz.. benim genç olmam, düşünemeyeceğim anlamına gelmezdi. Ne sizin derslerde bahsettiğiniz dikkat edin dediğiniz küfürlü yazılar yazan, ne de saçma sapan dudak büzen fotoya sahip bir twitter profilim vardı.
O nedenle sizin sözlerinize takılmadım ben haklıda olabilirsiniz kendinize göre sadece o sert ve beni üzmeye odaklı sanki birilerinin hırsını (Erdoğan hırsı) benden çıkarırmışçasına kullandığınız o kırıcı üsluba üzülmüştüm.. bazen bazı şeyleri Allaha havale etmek en iyisi.. uzun lafın kısası benim size karşı gönül kırgınlığım var ve ben karşımdaki insanlara profesörmüş öğrenciymiş olarak bakmam öncelik insanlık.. kimse düşüncelerinden dolayı ne sizin tarafınızdan yargılansın.. ne de siz, başkaları tarafından düşüncelerinizden dolayı yargılanın.. benim tek derdim iyi bir Müslüman olmak özgürce müslümanca yaşamak.. Allah’a emanet olun..
… Ümit Boyner, Fatih Altaylı'nın Teke Tek programına konuk olmuştu. Programda başörtüsü meselesi gündeme geldi. Boyner 'Son derece ılımlıyım. Başörtüsüne karşı değilim' minvalinde konuşurken izleyicilerden nokta atışı bir soru düştü Altaylı'nın bilgisayarına: 'Güzel söylüyorsunuz.. Bir de şunu öğrenelim: Boyner mağazalarında tezgahtarlık yapan başörtülü personel var mı?'
***
Soru karşısında Boyner'in terleyişi o gün bu gündür aklımda. Topu şöyle taca atmıştı Ümit Hanım: Bunu mağazalara sormak lazım. Açıkçası bilmiyorum, bu kurumsal duruşumuzdan mı kaynaklanıyor...
Kısacası 'başörtülü tezgahtar çalışmıyor' demeye getirmişti sözü.
......................
Ne büyük bir tehlikeymiş şimdi daha iyi anlıyoruz. Alla bizi nasıl büyük bir tehlikeden korumuş..
30 bin tl maaş aldığını duyduğumuzda neye uğradığımızı şaşırmıştık. hak etmiyordu.
Bizi sürekli internette yazdıklarınıza dikkat edin diye eleştiriyordu. Silsenizde kayıt altına alınıyor sildiğinizi sanıyorsunuz diyordu. kendisi yazıp yazıp erdoğanı, oy verenleri tehdit edip sonra da siliyordu.
Hani cemaat yapmadı diyorlar ya darbeyi, artık çocuk bile inanmaz.. adam tvden aleni darbe propogandası yapıp milleti tehdit ediyor salak yerine koyuyor. Ve darbe öncesi kaçan fetöcüler gibi aylar öncesinden soluğu abd de alıyor.
Ayrıca profluğuda şaibeli deniliyor fatih üniden.. soruları çalan bir cemaatin profluğu nedir ?
Derslerde akademik hiçbir şey anlatmıyordu. Hatta "iletişim kuramları" dersini kendi ismi olduğu halde asistan bir hocayı E.Ü. derse sokuyordu. Ama para kendine kalıyordu ders onun adınaydı çünkü. Ve iletişim kuramları dersi veriyorum diye reklam yapıyordu varın siz düşünün.
paralelciden bizlerde çektik. Her şey 2013 paralel soruşturmadan sonra gerçekler gün yüzüne çıkmaya başlayınca anlaşıldı.
2013 e kadar edindiği tüm mal varlığı ak partili belediyeleri sömürerek kendine program davetleri yaptırtarak kazanmıştır. Şimdi abd de.. ağzından kin ve nefret dolu cümlelein eksik olmadığı twitleriyle 2 yıldır batıramadığı devletimize yaptığı tehditlerine devam ederek çatır çatır yiyor zannımca..
bu video da da nasıl bir zihin yapısıyla karşı karşıyayız mutlaka izleyin.. bunlar paralelin en tehlikelileri..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder