5 Şubat 2012 Pazar

SUS PUS..


Genelde gevezeliğimden dem vurulup durulurdu.. Yeter artık az konuş.. Konuşmanında bir sınırı vardır ama canım derlerdi, geçmişin amcaları, teyzeleri..

Çocuktum içim içime sığmazdı.. kelimelerde öyle, tutamazdım ki onları.. çocuktum özgürdüm, kelimelerim de özgürce çıksın içimden farklı gönüllere ulaşsın isterdim.. pişman olur muyum, karşımdakini usandırır mıyım düşünemezdim.. Dedim ya küçüktüm kabıma sığmazdım..
Hayat şeker tadındaydı acıya yer yoktu.Konuşmak mı ondan vazgeçebilmek ne mümkündü?.. Bazen öyle anlar gelirdi ki, uyarılar sıralanırdı ardı sıra..  sus!..   büyüklerin yanında konuşulmaz, çocuklar her lafa öyle karışmaz.. Eskiden çocuklar pek kıymetli değildi sanki, şimdinin çocuklarına göre.. Kalabalıktı aileleri, şimdiki tek kişilik çocuk hükümranlığı ne arardı..

Evet kabul ediyorum birazcık gevezeydim ama tatlı tatlı konuşurdum.. Anlamadılar hiç beni.. Zaten şu büyükler gerçekten tuhaf insanlar.. Masal tadında yaşamayı, hikayeler anlatmayı çok gördüler bana..
Sonraları büyüdüm.. Gençliğin girizgahı ergenliği çokta öyle sıkıntılı, stresli yaşamadım.. Hala gevezeydim ama hayat eskisi kadar şekerli değildi.. Hayatın en büyük acısının ölüm olduğunu erken yaşlarda öğrendim.. İçinde biriken acı ancak birileriyle konuşarak, paylaşarak yenilirmiş.. bunu da çok erken yaşlarda öğrendim..

Büyüyen bedenimi koca koca sorunlar bekliyormuş da haber verenim dahi olmadı.. Hayat bana tokatlarını öyle peş peşe vurmaya cüret edemedi hiç bir zaman.. O da çekiniyordu benden.. Konuşuyordum, dünya meselelerini anlamaya çalışıyor kendimce yorumlar getiriyordum.. Önüme gelen her hazır lokmayı hooop diye mideye indirmiyordum.. Ölçüyordum, biçiyordum, sonra şekle şemale sokuyordum kendimce..

Bir de okuma tutkum vardı; gevezeliğimin müsebbibi..Okudukça konuşuyordum..yeni yeni keşiflerle yeni yeni cümleler kuruyordum..Cümlelerimin tadı eskisi kadar tatlı da değildi artık..Hayata ayak uydurmuştu..Onun gibi acı, onun gibi zehir zemberek sözler saçıyordu etrafa..

Öyle bir an geldi ki, konuşan insan sus pus oldu..İlk hayallerine müdahaleyle başladı suskunluğu..Sen okula gidemezsin..Sen öğretmen olamazsın..Sen çalışamazsın..Sen düşünemezsin..Sen konuşamazsın..
Senin yaşamaya hakkın yok diyecekler diye çok korktu..Seçim zamanı gelince hatırlanır, konuşturulur, sonra unutulur oldu..

Büyüyordu ama o büyüdükçe başkaları da devleşmişti..Büyüyünce her sorunun biteceğini, her şeyi yapabileceğini düşünen o küçük geveze çocuk  şaşkın, kendine dayatılan hayatı yaşadı, sus pus yıllarca..Konuşmadı, konuşamadı..Suçtu konuşması..Giyim kuşamın, inancın konuşmanın önünde engel olabileceğini hiç bir zaman aklı almadı..

Ona göre konuşmak; düşünmekti, özgürlüktü, paylaşımdı..İnsan olmaktı..Ötesi laf-ı güzaftı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder